04.07.2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Varlık Barışı Tebliği ile yurt içi ve yurt dışındaki belirli varlıkların ekonomiye kazandırılmasına ilişkin yeni düzenlemeler yürürlüğe girdi. Bu yazımızda başvuru şartları, vergi oranları, muhasebe kayıtları ve dikkat edilmesi gereken hususları ayrıntılı olarak ele alıyoruz.
04 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No:1) ile 7582 sayılı Kanun kapsamında yeni varlık barışı uygulamasının usul ve esasları belirlenmiştir. Aynı tarihte yayımlanan 26 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile de kurumlar vergisi uygulamalarında bu düzenlemeye uyum sağlayacak açıklamalar yapılmıştır.
Düzenleme; yurt dışında bulunan varlıkların Türkiye ekonomisine kazandırılmasını, yurt içinde kayıt dışı kalan bazı varlıkların işletme kayıtlarına alınmasını ve belirlenen şartların sağlanması halinde vergi incelemesi riskinin azaltılmasını amaçlamaktadır. Ancak uygulamanın sağladığı avantajlardan yararlanabilmek için Tebliğ'de öngörülen usul ve esaslara eksiksiz uyulması büyük önem taşımaktadır.
Düzenlemenin Kapsamı Nedir?
Tebliğ kapsamında;
- Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının Türkiye'ye getirilmesi,
- Türkiye'de bulunmasına rağmen işletme kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının kayıt altına alınması,
- Belirlenen şartların yerine getirilmesi halinde söz konusu varlıkların işletme kayıtlarına dahil edilmesi
mümkün hale gelmiştir.
Bu yönüyle düzenleme yalnızca yurt dışındaki varlıkları değil, işletme kayıtlarında yer almayan yurt içi varlıkları da kapsamaktadır.
Kimler Yararlanabilir?
Düzenlemeden;
- Gelir vergisi mükellefleri,
- Kurumlar vergisi mükellefleri,
- Defter tutma yükümlülüğü bulunmayan gerçek kişiler (yalnızca Tebliğ kapsamındaki şartlar dahilinde)
yararlanabilecektir.
Şirket ortakları, kanuni temsilciler veya vekilleri adına görünen ancak gerçekte şirkete ait olduğu ispatlanabilen varlıkların da belirli şartlarla şirket adına bildirilmesi mümkündür.
Bildirim Süresi
Tebliğ uyarınca bildirimlerin 31 Temmuz 2027 tarihine kadar yapılması gerekmektedir.
Yurt dışındaki varlıklar banka veya aracı kurumlara bildirilirken, Türkiye'de bulunan ancak kayıtlarda yer almayan varlıklar da yine Tebliğ'de belirtilen usule göre bildirilecektir.
Bu süre hak düşürücü nitelikte olduğundan, son güne bırakılmadan işlem yapılması uygulamada yaşanabilecek teknik aksaklıkların önüne geçecektir.
Vergi Oranları Nasıl Uygulanacak?
Yeni düzenlemenin en dikkat çekici yönlerinden biri, varlıkların Türkiye'de belirli sürelerle tutulmasının taahhüt edilmesi halinde uygulanacak vergi oranlarının kademeli olarak düşürülmesidir.
Buna göre;
| Taahhüt Süresi | Vergi Oranı |
|---|---|
| En az 5 yıl | %0 |
| En az 4 yıl | %1 |
| En az 3 yıl | %2 |
| En az 2 yıl | %3 |
| En az 1 yıl | %4 |
Ancak 1 Ocak 2027 – 31 Temmuz 2027 tarihleri arasında yapılacak bildirimlerde yukarıdaki oranlara 0,5 puan ilave edilmesi öngörülmüştür.
Bu nedenle daha düşük vergi oranından yararlanmak isteyen mükelleflerin bildirimlerini mümkün olduğunca 2026 yılı içerisinde tamamlamaları avantaj sağlayacaktır.
Varlıkların Türkiye'ye Getirilmesi Zorunlu mudur?
Yurt dışında bulunan varlıklardan yararlanılabilmesi için bunların bildirim tarihinden itibaren Tebliğ'de belirtilen süre içerisinde Türkiye'ye getirilmesi veya Türkiye'deki banka ya da aracı kurum hesaplarına transfer edilmesi gerekmektedir.
Fiziki olarak getirilen altın, döviz veya kıymetler bakımından gümrük işlemlerinin tamamlanması ve ilgili belgelerin muhafaza edilmesi önem taşımaktadır.
Bildirim Sonrasında Düzeltme Yapılabilir mi?
Uygulamada sık karşılaşılan sorulardan biri de budur.
Tebliğ, belirli şartlarla bildirimlerin düzeltilmesine izin vermektedir.
Örneğin;
- Bildirilen tutarın artırılması,
- Eksik bildirimin tamamlanması,
- Hatalı bildirimin düzeltilmesi
mümkündür.
Ancak düzeltme taleplerinin Tebliğ'de belirtilen süreler içerisinde yapılması gerekmektedir. Bildirim süresi sona erdikten sonra yapılacak düzeltme talepleri dikkate alınmamaktadır.
Bildirilen Varlıklar Muhasebe Kayıtlarına Nasıl Alınacak?
Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından bildirilen varlıkların, Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde kanuni defterlere kaydedilmesi gerekmektedir.
Kayıtlara alınan bu varlıklar için pasifte özel fon hesabı açılması öngörülmüş olup, söz konusu fon belirli süre boyunca işletmeden çekilemeyecek ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacaktır.
Muhasebe kayıtlarının Tebliğ hükümlerine uygun yapılması, ileride yaşanabilecek vergisel ihtilafların önlenmesi açısından önem taşımaktadır.
Vergi İncelemesi Açısından Sağladığı Güvence
Düzenlemenin en önemli avantajlarından biri, bildirime konu edilen varlıklar nedeniyle belirli şartların sağlanması halinde vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmamasına ilişkin güvencedir.
Ancak bu koruma otomatik değildir.
Bunun için;
- Bildirimin süresinde yapılması,
- Verginin zamanında ödenmesi,
- Taahhüt edilen elde tutma süresine uyulması,
- Varlıkların Tebliğ'de belirtilen şekilde Türkiye'ye getirilmesi veya hesaplara aktarılması
gerekmektedir.
Şartlardan herhangi birinin ihlal edilmesi halinde sağlanan avantajların kaybedilmesi söz konusu olabilecektir.
Mükellefler Nelere Dikkat Etmelidir?
Her ne kadar uygulama önemli avantajlar sağlıyor olsa da, bildirim öncesinde aşağıdaki hususların dikkatle değerlendirilmesi faydalı olacaktır:
- Bildirime konu varlıkların kapsam dahilinde olup olmadığı,
- Varlıkların doğru değerleme ölçüsüyle beyan edilmesi,
- Vergi oranının doğru belirlenmesi,
- Taahhüt süresinin gerçekçi şekilde seçilmesi,
- Muhasebe kayıtlarının Tebliğ hükümlerine uygun yapılması,
- Banka ve aracı kurum işlemlerinin eksiksiz tamamlanması.
Özellikle yüksek tutarlı bildirimlerde, işlem öncesinde mali müşavir desteği alınması olası hataların önüne geçecektir.
Sonuç
Yeni varlık barışı düzenlemesi, kayıt dışı kalan varlıkların ekonomiye kazandırılması ve işletme kayıtlarının güçlendirilmesi açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Bununla birlikte, uygulamanın sağladığı avantajlar ancak Tebliğ'de öngörülen usul ve esaslara eksiksiz uyulması halinde elde edilebilecektir.
Bu nedenle, bildirim sürecine başlamadan önce varlıkların hukuki ve vergisel durumunun değerlendirilmesi, uygulanacak vergi oranının doğru belirlenmesi ve muhasebe kayıtlarının Tebliğ hükümlerine uygun şekilde oluşturulması büyük önem taşımaktadır.
Özellikle yüksek tutarlı işlemlerde, ileride doğabilecek vergi risklerinin önlenmesi amacıyla sürecin mali müşavir gözetiminde yürütülmesi, hem uygulamanın sağladığı avantajlardan tam olarak yararlanılmasını hem de olası ihtilafların önüne geçilmesini sağlayacaktır.